İdarecilerin kaç tane Akşemseddin'i var?

Her şeyi ben daha iyi bilirim diyen bir insan ya hiç bir şey bilmiyordur veya egoisttir. Osmanlı Padişahlarına baktığınızda her padişahın mutlaka bir kaç sadrazamı ve şeyhülislamı bulunmakta idi. Fatihin danışmanı ise Akşemseddin idi. Bu günde bazı idarecilerin danışmanları var. Ama danışmanlarına ne kadar itibar ediyor veya göstermelik olarak mı bulunduruyor. Osmanlı padişahlarının sadrazamları doğruyu direk söyleyen, yeri geldiğinde tereddüt etmeden eleştirebilirlerdi. Onlarda yanlış yapmak yerine doğruları uygulardı.

Bir insanın her şeyi bilmesi ve her şeyden anlaması mümkün değildir. Onları uyaran ve hatta eleştirebilen zeki ve işi bilen danışmanları olması lazım. Hatta ve hatta mutlaka bir istişare ekibi olması lazım ve bunları seçerken dürüst, doğruları konuşanlar olmalıdır.

Bu eleştiri ve eksiklikleri söyleyen kişilere idareciler alınganlık göstermeden akla ve mantığa uygunsa bu uyarılara uymalılar. Falan dediği için yaptı demesinler diye yanlışlarda ısrar etmemesi gerekir. Bunu yapan idareciler egosuna yenilmiştir.

Bir insanın her meslekten ve işten anlaması mümkün değildir. Öyleyse bu işleri bilen ve kabiliyetli ve yetenekli insanlardan istifade etmelidir. Bir makama gelebilirsiniz, ama her işi bilmeniz mümkün değildir. Eğer dinlemiyorsanız mutlaka yanlış yapmaya mahkumsunuz.

Hele siyasiler bu Şeyhülislam gibi yardımcılara ihtiyaçları vardır. Efendim ben bu makama geldim ben her şeyi bilirim, düşüncesi ile istişareden uzak duran insanlar her zaman yanlış yapmıştır. Yapmaya devam ettikleri geçmişte görülmüştür.

Hele şehir idarecileri bu konuya çok dikkat etmek zorundadırlar. Büyük küçük bütün Belediye Başkanları mutlaka istişareye dikkat etmeliler. Yapılan doğru ve yararlı uyarılara mutlaka uymalılar ve tatbik etmelilerdir.

Peygamber efendimiz istişare ile ilgili yaptıklarının bazılarına kısaca göz atacak olursak:

Uhut savaşından önce kendi düşüncesi farklı olmasına rağmen, sahabelerle yaptığı istişare sonrasında çoğunluğun görüşüne göre hareket etmiştir.

İlk vahyi aldığında hemen Hz. Hatice’nin yanına gelmiş ve onunla yaşadıklarını konuştuktan sonra onun tavsiyesi üzerine eşiyle beraber Varaka b. Nevfel’e gitmiştir.

Hendek savaşı öncesinde yapılan istişarede Selma’ı—Farisi’nin söylediği fikir beğenilmiş ve çoğunluğun da kabul etmesine göre hendekler kazılarak savunma savaşı yapılmıştır.

Hz. Hatice’nin kendisiyle evlenme teklifinde bulunduğunda durumu gidip amcasıyla görüşmüş ve ondan sonra kararını vermiştir.

Kızlarını evlendireceği zaman, karar vermeden önce gidip ailesiyle ve kızlarıyla görüşerek onların fikirlerini almıştır.

“Danışan asla pişman olmaz.”

“Bir millet, işlerini danışma ile yürüttüğü sürece sıkıntıya düşmez.” gibi sözleriyle danışmanın önemine işaret etmiştir.

Efendimiz, ensar ve muhacirlerin ileri gelenlerini bir araya topladı ve kendileriyle bir Cuma gecesi gördüğü rüyayla ashapla harp hususunda istişarede bulundu. Peygamberimizin kanaati, gördüğü rüyanın da ilhamıyla, Medine’yi bizzat içeriden müdafaa etmekti buna rağmen Müslümanlarında görüşlerine başvurup onların da kanaatlerini öğrenmek istiyordu. Burada da gördüğümüz gibi peygamber efendimiz (sav) gördüğü rüyadan emindi ama yine istişare yaptı.

Dolayısı ile günümüz idarecilerinin etrafında iş bilen, akıllı ve dürüst danışacağı ve istişare edeceği kişiler olmalıdır. Hatta bazı özel kişilerle her on beş günde bir araya gelip önemli konuları ve halkın idare hakkındaki düşüncelerini paylaşarak varsa yanlışlarını düzeltmelidir. Bir idareci yaptığı her yanlışta vebal altındadır. Hele seçilmişler daha çok sorumludurlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.