Anne, Anne...

Üzerime kat kat giyindiğim o çocukluk
Ellerimde üşüyen kelimelerim
Kumdan kalelerim
Ve bir ekmek kutsallığında biriktirdiğim taze umutlar
Sen gitmiştin yeni düşmüştü toprağa ilkbahar
İnatçıydı bizim oraların çorak toprakları 
Ve haindi belki de
Olsun, kızmıyorum 
Hani bağrına basacaktı ya bir gün 
En ölümsüz sevdaları
Bir selviyi, belkide bir çınarı
Kasabanın hikayesiz kadınlarını kızlarını
Paldır küldür geçilen o koskoca yolları
Ve sen gitmiştin yeni düşmüştü toprağa ilkbahar 
Çocuk kalbimin kalıcı değerlerinin taşıyıcısı anneannemdi benim 
Hiç gitmeyecekmiş gibi gelen , bu olduğunda ise hiç çıkarmadığı yeleği yatağının ucunda bulunup saklanan ikinci anneydi.
Yaranızı tek başınıza sarın, başka eller deyince mikrop kapabilir diyen, oturduğu ağaç somyayı mabedi belleyen, varlığı tüm torunlarını mutlu eden yegane varlık
Kanaat et !Bak senden kötü durumda olanlar var uyarısı ile önümüze çıkan her engelde şükrü bırakmadan bir 'Süper Mario'edası ile yürüdüysek borçluyduk ona
Yılan bile toprağı diliyle yalarmış bitmesin diye' öğüdüyle her fırsatta tutumlu olmamızı isteyen, kalbinde merhameti, yüreğinde kocaman şefkati barındıran , sevdasında cömert kadındı anneannem
Anneanneler sadece börek yapmazdı bence .Bir oklava telaşında acele sevme çabasıydı bütün bir uğraş. Gözlerimden sen dolu kervanlar geçerken, hasretler ekmemek için söz veriyorum bu defa kendime Çünkü biliyorum ki ölümler zamansız ve amansız gelir. 20160311_170207.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum