• BIST 100.237
  • Altın 280,080
  • Dolar 5,7344
  • Euro 6,3129
  • Aksaray 16 °C
  • Konya 16 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 14 °C

TEVBE EDEN GENÇ

Gökten ÖZTÜRK

Sevgili Aksaray medya com okuyucuları siyasi yazılara bir süre ara verdim.Sebebine gelince daha ortada seçim yok.Biz şu an seçimi nefis ile kalp üzerine yaptık.Kendimizi düzeltmek için sıkı bir mücadeleye girdik.


 


     Geçtiğimiz haftalarda Adıyaman Kahta ilçesi MENZİL köyüne ziyarete gittik.2 Yıldır Gavs (.K.S.A) Hazretlerini ziyaret edememiştim.;İnsan oraya gittiğim  zaman sanki Medine-i Münevvereyi ziyarete gitmiş hissine kapılıyoruz.Orada öyle bir manevi hava var ki Türkü Kürtü Çerkezi Lazı Alman'ı Fransızı Holandalısı hatta Amerikadan gelen Amerikalı müslümanı zencisini  o manevi havayı teneffüs ederken görüyorsun.


 


      Menzil'deki çay ocağı başka bir alem ağlayanı mı ararsın ilahi söyleyeni mi sabah ve ikindi namazından sonra verilen menzil çorbası ve ekmeği muhteşem bir arkadaş şunu anlatıyor Ben buraya Avusturya'dan geliyorum buryı öyle özledim ki 5 günlük izine geldim.5 gün kalıp gideceğim kendisine Türkiye'deki anne babasını ziyarete gidip gitmeyeceğini soruyoruz.Anne babamı yazın inşallah ziaret edeceğini önce Menzil diyor Gavs Hazretleri diyor.Muhteşem bir islam aşkı.


 


    Menzile ilk kez gelen bir gencin yaşadıklarını onun ağzından yazıyorum Allahu Teala gitmeyen kişilerede Menzil'i nasip etsin.Bizim bir Bünyamin Amcamız vardı 6 yıl önce rahmetli oldu.Şunu söylerdi Önce Menzile sonra Kabe'ye.Burda terbiye olacaksın sonra edep ile Hac vazifeni yapacaksın daha doğrusu onun anlatımıyla önce Tekke'ye sonra Mekke'ye .Yolu Sevgiden geçen Menzile uğrar dost ve esen kalın ilk kez Menzile giden gencin hikayesyle sizi başbaşa  bırakıyorum.


   "Sofi henüz yeni tarikat almış günahlarından arındığını,kaderinde temiz bir sayfa açıldığını hissediyordu sanki....


Elini uzattığı vekilin aslında kimin eli olduğunu düşünüyordu. Söylerken ürpermişti o cümleyi...


".....Seyda Hz.'ni kendime Şeyh kabul ettim."


...Merak ediyordu kendisinin elinden tuttuğu Şeyhini, Suretini,Cemalini...


Gün geçtikçe bu merak tarifi imkansız bir hal almaya başladı. İçinde birşeyler değiştiğinin farkındaydı Sofi. O'nu görmek arzusu kaplamıştı tüm bedenini. Sanki biri " Hadi" dese kuş gibi


uçup konacaktı O Gül'ün bahçesine. Dua...Dua....


Ve birgün tövbe aldığı Vekilden haber geldi. Vuslat vakti gelmişti..Müthiş bir heyecan kaplamıştı Sofiiyi..Sanki bedenini ateşlere atmışlar da o da haberin sarhoşluğuyla hiçbirşey hissetmiyor gibi.Sanki kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu....Ağladı..Titredi...


Şükretti.


Zor olmuştu birkaç gün beklemek ama nihayet Sevgili'ye kavuşma vakti gelmişti.


Sofi sünnet üzere evden çıkmadan gusül abdesti alıp iki rekat namaz kıldı.


Niyetim Allah rızası için,Allah'ın dostunu görmeye gitmektir. Rabbim sen utandırma diye dua etti..Yola koyuldular.


Otobüs Sofilerle dolmuş adeta bir bayram havası vardı otobüste... Sofi şaşkın ama halinden memnundu...Daha önce hiç böyle bir yolculuk yapmamıştı...İlahiler....Sohbe


tler....Namaz molaları...Muhabbetten yada sevinçten ağlayanlar...Söylenen ilahilerden etkilenip cezbelenenler...Rabıtaya girib kendinden geçenler....


Yolculuk devam ederken görevli vekil ilk defa gidecek olanlara ziyaret adabını anlatıyor.


Sofi pür dikkat olmuş vekili dinliyor...İyice anlamıştı...


Ama yollar bitmiyor...Uzadıkça uzuyor.....Yol kısaldıkça Sofinin sabrı kısalıyor...


Ah bitmiyor yol sanki otobüs geri geri gidiyordu.Sofi hep düşüncede..Yola çıktık ama acaba oraya varabilecekmiyim...Ya gidemeden başımıza bir kaza gelirde O'nu görmeden ölürsem..


Yada gittik farzedelim..Ya oraya varınca Sultanım bana himmet etmezde herkes nazarla yanarken ben sönmüş mum gibi olursam..Bir ara boşluğa düştü sofi...Gözlerinden sicim gibi yaşlar boşaldı..Öyle ağlıyordu ki Sofi, onun bu ağlayışını gören yolcu kafilesi kendilerini tutamayıp onlarda ağladı...Otobüsten hasret ve yanık kokuları yükseliyordu sanki....


Sofi yolculuk bitene kadar bu hal üzere sebat etti...


Nihayet yol Adıyaman il sınırına vardı. Tabelayı gören Sofinin kalp atışları da hızlanmıştı..


Durak durak ilerliyorlardı Menzil'e....Yol uzadı, uzadıkça uzadı...Kahta'ya vardıklarında artık Sofide derman kalmamıştı. Ağlamaktan şişmiş gözleri her durağa acaba burası Menzil'mi diye bakmaktan yorgun düşmüştü.


Veeeeeeeee...


Beklenen an gelmiş sonunda Sultanın köyü görünmüştü. CAminin minaresi, beyaz kubbeler....Markadın parlayan ve sanki bir elması andıran işlemelri...Sofiyi cezbetmişti bu görüntüler. Otobüs iyice yaklaştı herkeste bir telaş, kavuşmanın vermiş olduğu bir heyecan vardı.Sofiler kendini kaçırırcasına atıyorlardı otobüsten Sofi köyün güzelliğinin sarhoşluğundan kurtulamamıştı daha...Şaşkın şaşkın bakıyordu telaşlanan sofilere biraz da acemiliğin vermiş olduğu bir hava vardı üzerinde.


En son O indi otobüsten önce bir şöylece baktı etrafını iyice süzdü çok beğenmişti Menzil köyünü.her taşını selamladı kalb dili ile.


Kapının önünde iki görevli karşılıyordu gelen kafileleri....Sofinin şişmiş gözlerini gören görevliler hemen sarılıp hoşgeldiniz dediler...Nerelerdesiniz biz de sizi bekliyorduk....


Sofi bir anlam verememişti...Sadece bakmakla yetindi görevlilere...


İçeri girdiğinde kalabalık başını döndürdü...Hemen görmek istiyordu Sultanını....O güzeller güzelini...Ama kafileyi kaybetmemek için onların peşinden gitti...Hemen şükür namazı kılıp şükretti Allah'a (c.c.)


İkindi ezanı henüz okunuyordu...


Daha sonra görevli sofilerin sesi duyuldu...


" Sofileeeeeerrr. Seyda Hz. camiye teşrif edecekler.Herkes yerini alsın kurbanlar .Haydiiiiiiiii"


Sofi birdenbire toparlanıp adeta bir yıldırım gibi fırladı. Abdestini tazeledi kafileyi unutmuştu bile...herkes gibi O da görmek için sabırsızlanıyordu Sultanını...En iyi görebileceği biryerden yer tutmuştu kendine.....Ezan bitmişti....


Ve sofiler pür-adab.... Herkes 25 Estağfirullah çekip kalbini bağlamıştı Rabıta-ı Şerif'e kimbilir ne sesler yükseliyordu o gönüllerden ve hepsini duyuyordu Allah'ın izniyle Sultan..


Sofi de diğerleri gibi Rabıta da idi.


Sesler kesildi....Kocaman bir sessizlik....Adeta herkes birbirinin nefes alıp- verişini duyuyor.....


Adeta kalbler yerinden çıkacak gibi atıyor...Sofi kalbten yalvarıyor....


Gel artık Gel......Gel artık Ey Gönlümün Sultanı.....Gel de bitir hasreti....


Nazarını esirgeme bu günahkardan...


Ve....


Sultan görünür kapıdan....O an bütün yürekler durmuş...O an hiçbirşey akılda yok...


O an aşığın yandığı andır.


Allah'ım O ne güzelliktir....O ne nurdur akan yüzünden....O ne emsalsiz endamdır Ya Rabbi..


Yürekler uçtu..Gönüller sarhoş oldu...Gelen Asrın evliyası...GElen Gönüller Sultanı...


Gelen Allah'ın Dostu Sultan Abdulbaki hazretleri....


Yürürken Gül-i Muhammedi, okudu kalblerden geçeni tek tek...Kimine nazar lutfeyledi..Kimini imtihana sevk etti...Bizim sofi bakalmıştı Sultana aaaaahhhhhhhh dedi. Biliyordum ama şimdi daha iyi anladımki O hakikaten Allah (c.c.) dostudur.


Peygamber s.a.v.'in dediği gibi " gerçek Allah dostları o insanlardırki baktıkları zaman size Allah'ı hatırlatırlar"


Sofi de öyle olmuştu önünden geçerken Sultanlar Sultanı...Derinden Aşk ile Allah demeyi bilmişti kalbi.Namaz bitmişti...Sofi de bitttiiiiii.


Giderken Seyda Hz. evine arkadan masumane bakışı vardı...Gözyaşlarıyla arkadaş olmuştu sanki...Daha sonra hatme, Tövbe-i Nasuh, akşam namazı, rabıta, adab derken sofi iyice yorulmuştu.


Ama uyku ne gezeeeeeeeeerr...Gece olmasını bekledi o vakte kadar Kur'an okudu...namaz kıldı...Sonra dayanamayıp attı kendisini Sultanın kapısına....ağladı ağladı...Görevlilere yalvardı açın ne olur kurban...Ne olur açın Sultanımı göreyim...Ne olur izin verin...


Görevli olmaz kurban dedi..Buna izin yoktur...


Sofi artık öyle olmuş ki...SAnki biri dese Seyda için ölürmüsün? Sofi oracıkta canını verecek gibi..


Yalvarışlar....Yakarışlar....S


ultan'ın defalarca kapanan kapısı...Reddetmekten vazgeçmeyen görevli Sofiler....


Sofi dayanamayıp başını yaslıyor Sultanın kapısına...Herkes yerinde...adablar yapılmış...


Kimsecikler yok görünürde...Bir Sofi bir de karanlık gökyüzü...


Kalbten çekti tek tek 25 kere Estağfirullah.....Bağladı kalbini Sultan'ın kalbine...


Yalvardı hal diliyle gönüller Sevgilisine...


"Sultanım...beni bana bırakma...Ne olur acı bu garib Sofinin haline...Ne olur lutfet huzuruna kabulü..Şu gecenin karanlığından daha da çok benim içimdeki karanlık...Lutfet de Nur'unla aydınlansın bu kararmış gönül...." Yalvardı....Yalvardı...Yalvard


ı...Bu hal üzere ne kadar kaldı bilinmez...Bir zaman sonra Sultan'ın kapısı aralandı...


Görevli Sofi gülümseyerek Gel dedi..Bu akşam Sultanın kapısında uyuyacaksın...


Sofi bir ara kendinden geçer gibi oldu...Sonra kendini toparladı..Bismillah deyip adımını attı içeri...


Daha girmeden Gül kokusu sardı her yerini...


Ağlayan Sofiye baktı görevli...Eline bir yastık birde battaniye tutuşturdu ve onu..Sultan'ın kaldığı odanın önüne getirdi.


Dedi ki; Sofi ne mutlu sana sen bu gece burada uyuyacaksın...Ama sakın adabsızlık etme..Sultanın kapısına dokunma...


Sofi başını öne eğerek peki dedi...Görevli gitti...Sofi ne yapacağını şaşırmıştı..


Evet içeri girdi ama Sultanı göremiyordu ki..Şükür deyip serdi battaniyesini yere yastığına koydu başını çekiniyordu Sofi iki büklüm olmuştu adeta...Bir ara dalmıştı Sofi....


Uyku ile uyanıklk arasında bir halde bir ses duydu...


"Ya Rabbiiiiiii Affet....."


Sofi aldırmadı önce...Başını koydu tekrar yastığa tam dalacaktı ki; yine O ses


" Allah'ım affet...affet Allah'ım...."


Sofi birden irkildi...Hemen toparlanıp doğruldu...İyice kulak verip dinledi...


" Ya Rabbiiiiiii. Affet affet Sofilerimi Allah'ım....Onları bağışla..Sen affedicisin Sofilerimi affet Allah'ım"


Evet...


Bu ses Sultan'a aitti...Ağlayan O'ydu...Gecenin bir yarışı aşk ile yandığını sanan Sofi bile uyumuşken uyumayan Allah Dostu idi....


Ya Rabbiii. Sofilerimin günahlarını bağışla...Onları affet Allah'ım...


Bunu duyan Sofi hemen ayağa kalktı. Kapıyı açıp Sultan'ın eteğine yapışmak istedi..Amaaa ne yüzle.....


Gözyaşları oluk oluk akıyordu...Hıçkırıklar boğazına düğümlendi....


Bu hale daha fazla dayanamayan Sofi kendini menzilin yanlız ve sessiz avlusuna attı...


Kimsecikler yoktu etrafta...SAnki taş, yer,, Gök , Menzilin esen rüzgarı bile Affet diye ağlıyordu...


Sofi küçüldü, küçüldü, Bir taş olmak istedi....Toprak olmak istedi...


Çaresiz dizleri üstüne çöküp kaldırdı başını gökyüzüne...


Açtı ellerini Kainat'ın sahibine...


Yalvardı hıçkıra hıçkıra....


Söyledi tekrar Tövbe-i Nasuh'un sözlerini..


Ya Rabbiiiiiii...


Ben pişmanımmm...


Bütün yapmış olduğum günahlardan ben pişmanımmmmmm...


Keşke yapmasaydııımmm...


İnşAllah bir daha yapmayacağım...


Allah'ım sen beni ve bütün sofileri affet...


Gecenin bir yarısı herkes gaflet içinde uyurken, bizim affedilmemiz için ağlayan Dost'unun kapısına bizi layık et...


Bizi affet Dost'unu ağlattığımız içinn..Biz onun gözünden dökülen bir damla yaşa değmeyiz...


Bizi affet Allah'ım...Sultanımızı başımızdan eksik etme....


Dedi ve yığılıverdi yere...


Kendine geldiğinde Görevli bir sofi ona bakıyordu.


hayırdır kurban iyimisin ne oldu böyle sana...


Sofi cevap verdi...


Elhamdulillaaaaaaahhh. Yaşadığım süre içinde hiç bu kadar iyi olduğumu hatırlamıyorum..."   


 

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksaray Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.