• BIST 100.237
  • Altın 280,080
  • Dolar 5,7344
  • Euro 6,3129
  • Aksaray 16 °C
  • Konya 16 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 14 °C

Stockholm Sendromu..

Ramazan TOPRAK
Tarih: 23
Ağustos 1973.

Yer: İsveç-Stockholm'de bir banka şubesi..

Saat 1
.
3'de J.E.Olsson bankaya girer..

Silahını çeker ve elindeki patlayıcıları havaya kaldırarak

"Hepiniz yere yatın, parti başlıyor" diye bağırır ve

Tavana da birkaç el ateş eder..

Müşterilerin ve bazı görevlilerin kaçmasına göz yumar..

Ancak üç banka memuresini rehine alır..

Üç dakika içinde bankaya giren ilk polis

Soyguncunun ateşiyle yaralanır..

Pazarlık başlar..

Soyguncu 3 milyon kron fidye, kaçmak için bir hız arabası ve

Hapisteki bir arkadaşının getirilmesini ister..

Öğleden sonra arkadaşı getirilir.. akşam da araç getirilir..

Akabinde paranın yarısı 1.5 milyon kron da getirilir ve

Üç rehinenin ikisini bırakması istenir..

Kabul etmeyen soyguncular geceyi rehinelerle geçirirler..

Ertesi gün de anlaşma sağlanamaz..

Soyguncu Olsson, Başbakan Olof Palme ile telefonda görüşerek

Polis kuşatmasını kaldırmasını ister..

Palme ise, rehineler yerine kendisini rehin almalarını teklif eder..

Kabul etmeyen soyguncu, bir gazeteyi arar ve söyleşi yapar..

Artık herkes olay yerindedir ve canlı yayınlarla izlenmektedir..

Ertesi günü gazetedeki söyleşiyi okuyan halk polise kızmaya başlar..

Halk, "kaçsalar bile soyguncuların rehineleri öldürmeyeceğine,

Polisin, kaçma şansını ortadan kaldırarak

Rehinelerin hayatını tehlikeye attığına" inanmaktadır..

Gergin bekleyiş 28 Ağustos akşamına kadar sürer..

Ve polis içeriye gaz püskürterek soyguncuları ele geçirir..

6 günlük bekleyiş sırasında,

Soyguncuların rehinelerle kurdukları sıcak diyalog nedeniyle,

Rehineler ve halk polisi suçlamaktadır..

İşte, işkencecisine aşık olma, celladına aşık olma,

Zalimine sevdalı olma olarak da nitelenen

"Stockholm sendromu" budur..




CHP
lideri Kemal Kılıçdaroğlu,

AK Parti'nin 12 Haziran seçimlerinde

Yüzde 5
oy alması konusunu değerlendirirken,

AK Parti'ye oy verenleri,

Zalimine sevdalı omakla suçlama kolaylığına başvurdu..

Tabii.. uzun yıllar, Ankara'dan, sırça köşklerden,

Sıcacık rahat koltuklardan siyaset yapma kolaylığının

Acı sonuçlarını gören Sayın Kılıçdaroğlu ile bazı arkadaşları,

Seçimde umduklarını bulamayınca,

Kendilerine bakmak ve hatayı kendilerinde aramak yerine

En büyük rakibine oy verenleri suçlama yoluna gitti..

Bunu yaparken de hafızalardan kolayca silinmeyecek

Bu tesbiti(?) ve benzetmeyi yaptı..

Bu yanlış benzetmesini özür dileyerek düzeltmediği takdirde,

Bu sözleri onu hep takip ve mahkum edecektir..




Ülkemizde,
sosyal demokrat kesimi

Yöneten ve yönlendiren üst düzey yöneticilerin,

Halktan kopuk olduğunu gören Sayın Kılıçdaroğlu'nun,

Genel başkan olduktan sonra başlattığı ve

Seçim döneminde de yoğun tempoda sürdürdüğü

Yurt gezileri toplumu tanımada önemli bir yer tuttu..

Ancak uzun yılların ihmalkarlığının

Sınırlı bir zaman diliminde aşılması zor..

Toplumu yeni yeni tanımaya başlamanın böyle basit ama

Büyük yanlışları olması da doğal..

Keşke,
çok daha öncesinden, böylesi

Toplumu tanıma programlarını çokça yapmış olsalardı,

Bu hayatî yanlışa düşmezdi..

Umarız, bu yanlış.. bundan sonrası için..

Hem aynı hem de benzeri yanlışlara düşmelerine engel olur..

Aksi halde, bugüne kadar şu sayıda il'e ve ilçeye,

Şu kadar bin km. yapılan ziyaretler,

Yorgunluktan başka birşey kazandırmamış olur..

Aynı
yanlışı..

Muhafazakar kesimden yapanlar olmadı mı sanki..

Onlar da alevi vatandaşlarımız için,

Aynı basit ama büyük yanlışı yaptılar..

Bundan bir süre önce,

Muhafazakar kesime mensup bazı yazarlar,

CHP'nin tek parti olduğu dönemde,

Şehirleri bombalanmış, hakları gasbedilmiş ve dışlanmış

Alevilerin, CHP'ye oy vermelerini,

Aynı şekilde zalimine sevdalanmakla izah edip

Stockholm sendromu ile suçlama yoluna gitmişlerdi..



İki
yanlış.. bir doğru etmeyeceği gibi,

Birbirini de örtemez.. sadece yapanları mahkum eder..

Her iki tarafın da

Böylesine sığ, basit ve kolay izah yolunu seçerek

Diğer tarafı suçlamak yerine,

Önce kendine bakması ve kendi özeleştirisini yapması..

Önce kendi yanlış, eksik ve kusurlarını görmesi halinde..

Böylesi toplumun büyük kesimlerini

İten, öteleyen, ötekileştiren, geren ve kamplaştıran..

Kendilerini de iktidardan uzaklaştıran

Sözlerden ve davranışlardan kaçınmalarını..

Bir daha,

Böyle hayati yanlışlar yapmamalarını bekliyoruz

GÜNÜN SÖZÜ:

 

"Bir yanlış, bir başka yanlışın nedeni ve gerekçesi olamaz.." RT.

 

E-Posta: ramazantoprak19@gmail.com


 






  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksaray Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.