• BIST 101.396
  • Altın 274,104
  • Dolar 5,6748
  • Euro 6,2684
  • Aksaray 27 °C
  • Konya 26 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 27 °C

köprü...

Ramazan TOPRAK

güven,


diğer tarafın ne yapacağından emin olmak..


diğer tarafın ne yapacağından emin olunamadığı,


güven zedeleyici söz ve hareketlerin


henüz hafızalardan silinmediği bugünlerde 


tek taraflı güvensizlik bile köprüleri atar..


böylesine güvenin ya da güvensizliğin


pamuk ipliğine bağlı olduğu zamanlarda,


özeleştiri, geçmiş yanlışları kabul ile


âdil ve güven tesis edici adımlar,


her zamankinden çok daha önem arzediyor..


 


güvensizlik,


nelerin söylendiğinden(!) ziyade


nelerin söylenmediğine(!) duyulan şüpheye dayanıyor..


'turpun büyüğünü heybede saklayan' taraf,


'sonuncu hamle bitirici hamle' düşüncesiyle


final maçı kazanacakmışcasına yapacağı hamleyle


goller atarak diğer tarafı zora sokma peşindeyse,


bilinmeliki bu asla ve kat'a bir maç değil,


hele hele final maçı hiç değil..


böylesi düşünce, böylesi hareket,


yüzyıllardır devam eden kardeşliğin


aynı şekilde devamına kasdetmek demek..


 


empati yapılmalı..


güvensizlik ortamı konusunda


herkes önce kendine bakmalı..


düne bakılarak temkinli iyimserliği


bir noktaya kadar anlayabiliriz.. ancak bunu


herkese şüpheyle bakma, güvenmeme


noktasına taşıyarak "zamanını kollamak",


güven köprülerinin yıkılması anlamına gelecektir..


tüm bu söylediklerimiz,


dürüstlük ve samimiyet kavramlarına.. ve


herkes için vazgeçilemezliğine işaret için.. keza,


güvenin de güvenliğine işaret olduğu kadar


sürecin de güvenliğine işaret,


başarının/barışın da güvenliğine işaret..


uzak geçmişimizde varolduğu halde


yakın geçmişimizde zedelenen güvene işaret..


güvenin zedelenmemesi konusundaki hassasiyet,


tek taraf için değil tüm taraflar için geçerli,


güvensizlikten beslenenler hariç..


 


hayatî önemine binaen bir kez daha


sızmalara karşı fevkalâdenin fevkinde dikkat..!


sağlıksız, güvensiz ortamdan beslenen mikroplar(!),


sızan virüsler, her zamankinden çok daha


dikkatle izlenmeli, temizlenmelidir..


 


önce güven diyoruz da


peki kim adına, ne adına güven..?


önce kendi onuru/haysiyeti/şerefi adına,


önce kendi değerleri, toplumu, yurdu adına..


ilişkilerin olmazsa olmazıdır ve karşılıklıdır,


güven yoksa hiçbir şey konuşamazsınız..


bir kez kırıldı mı tamiri çok zor..


güveni kurmak yıllar alır,


güveni kırmak bir söz, bir davranış..


hele hele topluma rehberlik eden biriyse,


her bir söz veya davranış,


süreci 'bitirir' veya 'tamamlar'..


 


güvenin çok şey değil herşey olduğu,


bir de çok ürkek olduğu görülmeli..


yanlış algılanabilecek bir söz veya hareket bile


güveni zedeler, şüpheyi davet eder..


şüphe,


ağaç kurdunun kemirdiği kütük misali,


önce güveni kemirir, güvensizliği derinleştirir..


devamında güveni bitirir, köprüleri attırır..


bir biçimde güvensizlik oluşursa,


herşeyin konuşulabileceği ortamlarda bile


hiçbir şeyin konuşulamayacağı görülmeli..


 


âkiller heyeti,


yalnızca yakın geçmişteki


çok taraflı yanlışlar nedeniyle zedelenen


güven unsurunun yeniden tesisi konusunda,


"üzerinden geçmeye güven duyulan kalıcı köprüler"


inşâ etseler bile kazanımı büyük olacak..


âkiller heyetinin, sorunun özü ve


esaslarına yönelik bir görevi olmamasına(!)..


sürecin toplumsallaştırılması(!) görevine karşın


kanaatimce yapabilecekleri en önemli görev,


öncelikli sorun olan.. her defasında da


sorunun görüşülmesi aşamasına dahi


geçilmesini engelleyici hale gelen/getirilen


güvensizlik engelinin/bârikatının aşılmasında


tarihî bir görev ifa edebileceğini düşünüyorum..


 


âkil olmak, âdil olmayı gerektirir..


âdil olmamak, güveni götürür, güvensizliği getirir..


âdil olmamak, adâletsizlikle, haksızlıkla sınırlı olmayan,


kapsamı çok daha geniş bir kavram.. misâlen:


adâleti, atâletle veya şahsî hedeflerle atlatmak da


adâletsizliktir, haksızlıktır, zulümdür..


mevlana'nın dediği gibi,


'adâlet, herşeyi yerine koymak',


'zulüm, bir şeyi yerine koymamak'..


zulüm, hakkı sahibine teslim etmemek..


 


yaşadığımız sürecin,


kazananı-kaybedeni olmayan,


herkesin birlikte kazanacağı veya


herkesin birlikte kaybedeceği, kritik,


hassas ve kırılgan bir süreç olduğu görülmeli..


bugünlerde göz açtırmayan sorunların,


geçmişte göz yumulan sorunlar olduğu..


bugünlerde göz yumulacak sorunların


gelecekte de göz açtırmayacağı görülmeli,


özellikle bugünlerde 'tek yürek' olunmalıdır..


 


'turpun büyüğünü heybede saklayan' taraf,


'güvensizliği aşılayan' taraf olacaktır,


'barışı baltalayan' taraf olacaktır..


 


E-Posta:
72c6 size=2>ramazantoprak19@gmail.com

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksaray Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.