• BIST 100.530
  • Altın 275,444
  • Dolar 5,6897
  • Euro 6,2858
  • Aksaray 25 °C
  • Konya 25 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 22 °C

HiZMET NiMETTiR

Gökten ÖZTÜRK

 Sevgili aksaray medya com okuyucuları yeni bier yazıyla sizlerle beraber olmanın mutluluğu içerisindeyim.Bu haftaki konumuz Hizmet  hizmetin güzel yanları ve bize kazandırdıkları.En büyük hizmet insana hizmet.

    Nefsi islah etmek hizmetten geçiyor. Gavs-ı_ Sani; ‘’Saadat-ı Kiram dini İslam içinde kısa yolları seçmiştir. Allah’a ulaşmada en kısa yolları metod edinmişlerdir.. Bu yollardan biri de hizmetten geçer’’ buyuruyor. Bazıları hizmet etmek güzelde bulunduğumuz işler gereği büyükler zarar görmesin diye geri duruyoruz diyenler var. Ama O Büyükler diyorki; ‘’Deseler ki namaz kılmayın kılmayacak mısınız?’’


Demek ki hizmet nimettir. Nefsimizi islah etmede en etkili unsur olması dolayısıyla hizmete talip olmalı. Hacegan Saadatları dergahta iş olmadığı zaman eski yaptıkları evleri yıkar yeniden yaptırırlarmış.. Niye sofiler hizmetten geri kalmasın diye..Onlara yakın olmak hizmetle mümkün. Hizmet organizasyonları olmadan önce şikayetler çoktu. Şükürler olsun Saadatların kurmuş olduğu organizasyonlarla şikayetler kalktığı gibi , büyüklerimiz bu durumdan çok memnun olduklarını ve hizmette katkıda bulunanlara Allah razı olsun diyorlar. Onların razı olması elbette Allah’ın rızalığını kazanmak demektir.Hizmeti artık onları sevenlerin ayağına getirdiler. Eskiden bulundukları yerlerde hizmet söz konusu idi, şimdi ise bütün yeryüzü hizmet alanı. Üstelik gözden uzak yapıarkadas hizmet daha efdal..Çünkü diğerinde Seyda görsün diye hizmet etme düşüncesi ağır basabiliyordu, gıyabında yapıarkadas hizmette bu düşüncelerin akla gelmesi zor gibime. İnsanın ahiretini ön plana alması gerektiğni , eğer ahireti ön plana alırsa dünyanında peşinden beraber takip edeceğini müjdeliyorlar. Hizmet Uhud da yapıarkadas savaş gibi mukaddes. Okçular hizmet alanını boşaltmasaydı Uhud zaferine gölge düşmeyecekti. Allah Rasulü ‘’sakın olaki yerinizden ayrılmayasanız, taki zaferimizi görsenizde. Burayı terk etmeyin yoksa kaybederiz’’ demesine rağmen hizmette kusurun ne olabileceğini bu olayla yaşadık. Onun için hizmet alanlarını terk etmemeli, evimizi bırakıp terk edemiyeceğiz gibi. Çünkü bu sevgi yolunun alevi git gide yükselecek, yolu yol bildikleri için.. Rasulullaha mutabaat etmede doruk noktada olduğu için..


Hizmet yapamıyorum diyen hiç olmazsa istişare toplantılarına katılması bile hizmettir. Çünkü istişarelerde kimin ne düşündüğü öğrenilmiş olunuyor ve hiç ummadığımız fikirler ortaya çıkıyor. İstişari toplantılar sayesinde harika fikirler doğduğu gibi katılımcılık anlayışının gelişmesi de sağlanmış oluyor. Özellikle istişare toplantılarında görüş belirtmemizi istiyorlar. Çünkü Onlar bir soru sorduğu zaman genelde Siz bilirsiniz cevabını veriyoruz. Oysa o soru ile bizim fikrimizi öğrenmek istiyorlar, o halde fikir serd etmek gerekir. İstişareden çıkan görüşümüze ters düşse de uymak gerekir. Tasavvuf Büyüklerinden gelen görüşleri tekrar istişare edilemez , sadece o güzel fikirleri nasıl uygulayabiliriz noktasında derd edinmeli. Gavs-ı Sani (k.s) ; ‘’Bu iş Allah ve Rasulünün işi. Onun için bu organizasyonları kurduk.’’ buyurarak Osmanlıyı üç kıtada başarılı kıarkadas vakıf ruhunun önemine işaret ediyor. Vakıflar sayesinde aç’a aş , açığa bez verildi, yaralar sarıldı ve sevgi iklimi oluşturularak toplumsal aydınlanma gerçekleşti. Tarihi süreç içerisinde vakıflar çalışma sisteminde istişareyi esas almış, istişareden çıkan kararlarla hizmetlerin kalitesi artırarak devletin omuzlarındaki yük hafifletilmiştir. Tarihi genlerimizde mevcut olan çağımızda yeniden canlandırmak adına , sivil toplum adına müesseseleşmeyi başlattılar. El ele gönül gönüle vererek hizmet kervanında karınca misali katkıda bulunabilene ne mutlu. Sevgiyi esas alan bu ocaklar insanın ahlaklanması için sorumluluk almanın idrakiyle hareket ediyorlar, tek davaları miletimize ,devletimize aklı hür, fikri hür, vicdanı hür ve vatana derinden bağlı bireylerin yetişmesini sağlamak. Bu yönden onlara çok ihtiyacımız var. Etrafımızda o kadar haramiler var ki, bizi değerlerimizden uzaklaştırmak için her türlü tezgah kurulmuş adeta.. Kalbimizi kirletecek oyunlardan korunmak için gönlümüzü onların gönlüne bağlamaktan başka çare yok gibi.


Gönül ferman dinlmez misali kalbimizi başka alanlara kaydırmamalı. Kayarsa zarar görürüz. Bu yolun adabı gönlü tek noktada birleştirmektir. İmam Malik İmam Şafiye 2
sene yanında kalıyor, 2
yıl içerisinde İmamı on sekiz yılını adap ve edepten bahsediyor son iki yılınıda ilimden bahsediyor. Bu durumu anlatırken diyor ki; ah keşke son iki yılınıda edep ve adaptan bahsetseydi. Bu sözlerden adabın önemi otaya çıkıyor.Teslimiyet noktasında kalp tek odakta toplanmalı. Muhabbet noktasında ailemizi, milletimizi, devletimizi, ehli beyti, arkadaşlarımızı sevebiliriz ve istişare edebiliriz.. ancak teslimiyet noktasında bu saydığımız ve buna benzer unsurları ölü teneşirindeki ölü yıkayıcısının elinde olur gibi teslim olur tarzda muhabbet duyamayız. Yani sevginin de ölçüsü vardır, ölçü aştığında değer addettiğmiz her şey zarar görür. Öyle ki ehlibeyt neslinden gelenler seyyidlerimiz, ’’ Bize Saadat demeyin, bizlerin hiç kimseye faydamız olmaz, ancak istişare noktasında faydamız olabilir. İrşad noktasında fayda Mürşid-i Kamildir.’’ buyuruyorlar. Hatta Hazret ifadeside Mürşid-i Kamil dışında hiç kimse için kullanılması adaba mugayirdir. Herkesin yerini yerine koymalı. Taşları yerliyerinde ayarlamalı. Bir mürşid ne kadar büyük olursa olsun Sahabenin ayağındaki tozu olamaz, bütün peygamberlerin toplamı Allah’ın bir sıfatınınönüne geçemez, tüm Ehli beyt bir arada olsa bir mürşid olamaz. İşte sınır bu , edep bu, adab bu.. Hadd-hudud bilmeli , haddi aşanlar tarihte olduğu gibi akibetleri helak olmuştur. Bir insan alimdir, ama bir edebi terk ederse ne işe yarar. İlla ki edep. Ehlibeyt evlatlarına Seyyidim diye hitap edilebilir. Kim olursa olsun teslimiyet noktasında başka alanlara muhabbet kayıyorsa düzeltmeli. Düzeltmeli ki doğru tasavvuf anlayışı yerleşebilsin.


Nasıl ki Rasulullah (s.a.v) Mescid-i Kıbleteyn de namaz kılarken gelen ayet-i kerimelerden habersiz sahabelerden Peygamberimizin kıblesini namazda iken dönerek Mescid-i Harama doğru durduğunda hiç tereddüt etmeden teslimiyetin gereği Allah Rasulü ile beraber dönüp kıbleye yöneldiler ve cennetle müjdelenen on kişi unvanına yani aşere-i mübeşşereden sayılmayı hak ettiyseler, Saadatların hizmet kervanında aynen öyle olmalı. Diğer Sahabelerden tereddüt edenler de olmuştu, onlara da namazdan sonra Rasulullah inen vahiyi okuyarak tereddütlerini izale etmiştir. Eğer vakıf faaliyetlerinde en ufak şüphesi olan varsa bu işi Allah ve Rasülü ile istihare ve istişare sonucu kurduğunu buyuran bizzat Gavsımız.. Bu açıdan hizmetleri hafife almamalı . Hatta bu iş Saadatları bile aşmıştır. Çünkü onlardan gelen sohbetlerden bu hizmetin Allah ve Rasulünün işi olduğu yönündedir.. Yani bu iş falancı Seyidimin, falancı yöneticinin vs. işi değil. Bu iş başka, bu işin semeresini dünyada da beklememeli ahirete yönelik içinde bilmediğimiz ecirleri bağrında taşıyan Allah ve Rasulünün işi oluh bu ümmeti için son fırsat olarak değerlendirilebilecek nitelikte kurtuluş yolu. Gavs-ı Hizan-i (k.s); ‘’ Bu Saadatın asıl evladı, onların mirasını alandır’’ beyan buyurarak onların kendilerine değil yollarına takılmamazı gerektiğini vurguluyor. Ameli bırakıp himmet yeterli bana demek yanlış. Gavs-ı Sani Seyda Hz.leri zamanında onun yanında ziyaret vermezdi. Seyda’da Gavs’ın yanında öyleydi. Onlar hizmete koşardı sadece. Bu yüzden hiç kimse kendi kendine edep ve adap ihdas etmeye kalkışmasın , çünkü yol belli , yol bilenle aşılır, bu böyle biline.. Gavs-ı Bilvanisi sırtını hiçbir zaman Suriyeye doğru dönmezdi, ayağını o tarafa uzatmazdı.. Niye mi? Gayet açık orda Şah-ı Hazne var çünkü.. Yine O abdest alırken bir keresinde 16 defa hop oturur hop kalktığını gördüler. Sufiler merak ederler ; Efendim ne iştir? Cevaben der ki; ‘’Şah-ı Haznenin çocukları oynuyor, onlar oynarken ben nasıl oturup da abdest alayım..’’


Gönüller Sultanının işi kendi evimizin işinden önceliklidir. Kendi başımıza yaptığımız işler güzelde olsa ferdidir. Ama teşbihte hata olmasın Padişahın işini iş bilirsen hizmet tam olur. Hizmette öncelikle inanmak yüzde elli başarıyı beraberinde getirir. Sonra hizmetin bilincinde olmak gerek. Elbetteki hizmet zahmetli, fakat ne kadar emek o kadar rahmet ve istifade ederiz. Günümüzde imanı kurtarmak müşkülleşmiştir, hizmetin bir ucundan tutmaliki kurtuluşumuza vesile bulma fırsatı yakalayabilelim. Gavs-ı Sani; ‘’ Dünya melun, yalnız Salih niyet hariç. Dünyada kötülük artmıştır, sondayız. Kötülüklerden uzak kalın, ancak karşınızdaki ikna edeceğinize inanıyorsanız anlatın. Aksi takdirde hiç birşekilde kötülerle bulunmayın. Çünkü zamanla ondaki kötü ahlak zamanla sanada sirayet eder. Hırsızla oturan zamanla hırsız olabilir, itikadı bozuk olanlardan uzak kalmakda yarar var. Dostlarınızı iyi seçin. Veli ile oturan veli olur. Katille oturan katilolur.’’ buyuruyor.


Bir şehrin şehir olabilmesi için alt yapının sağlam olması lazım. Alt yapı olmazsa şehirde olmaz. Her hizmet altyapı hükmündedir. Onun için hizmet gibi bir devlet kuşunu elimizden kaçırmamalı, herkes üzerine düşeni yapmalı, çünkü bizim ihtiyacımız var, onların değil. Bizlere sürekli iştişareedin, istişarede aldığınz karaların arkasında biz varız diyorlar. Buyolda ben yaptım , ben ettim demek yok, biz yaptık demek var. Seydamız sohbetlerinde hep Gavs yaptı , Gavs şunu yaptı derdi, hiçbir zaman kendisini ortaya koymazdı. Kendimizi toprak görmeli ya da tezek, aksi takdirde kendimizi taş görürsek taş suya batar ama, tezek suyun yüzünde yüzer. O halda sürekli hizmetin bir ucundan da olsa geri durmamalı ve bu hizmet kiliminin üzerinde kalabilmeli.


Gavs-ı Sani, ‘’Eğer biz bu hizmetleri açmasaydık kaos olacaktı. Elhamdülillah biz sizden razıyız. Allah da razı olsun. Biraz daha gayret, biraz daha hizmet. Her neolursa olsun Allah için niyet kurun. Niyetsiz amel ne işe yarar. Diğer sahabilerin amelleri Hz Ebubekirden fazla idi. Fakat Sıdık-ı Ekber sadakat ve teslimiyette üstündü. İşte Hz. Ebubekir’ i yüce yapanda bu sadakatı ve teslimiyeti idi. Bu dünya bir han gibidir.Ahiret yolcusu bütün hazırlığını bu handa yapmalıdır. Yolda tedarik görülmez. Zira kervan yola çıkmıştır. Yolculuğun geri dönüşü yoktur. Bu yolda Allah Rasulünün izinden yürümek ve Ulu Sadatlara uymak gerekir.’’ sözleriyle ne yapmamız gerektiğni özetliyor. Gerçektende görüldü ki organizasyonlar sayesinde plan, edep, program çerçevesinde faaliyetler belli kıvama geldi. Bize düşen buralara gelmek. Bu koşu uzun soluklu koşu, istikrar çok önemli. Önce kendimizden başlamalı,daha sonrada etrafa ışık olmalı. Büyükler gece gündüz demeden biran olsun hizmetten geri kalmıyorlar,onlarında evladı iyalı var ama, öncelikleri hizmet olmuş ümmeti Muhammed adına.. Saadatlar demiyorlar ki büsbütün ailenizi , çoluğunuzu çocuğunuzu ihmal edin sürekli hizmet edin.. Bizden istedikleri biraz gayret, biraz hizmet.. Sizler vızıldayın bal yapması bizden diyorlar̷
; Ki gayret edenden şeytan kaçar.


  Selam ve dua ile


  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksaray Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.