• BIST 100.237
  • Altın 280,080
  • Dolar 5,7344
  • Euro 6,3129
  • Aksaray 15 °C
  • Konya 15 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 14 °C

Fizik Tedavi Bizden Ne İster

Abdullah GÜDENDEDE





 Fizik tedavi ve güncel sağlık sorunları

Toplumdaki
bireylerin sağlığı hemen hemen tüm sorunlardan önce gelir. Sağlıklı yaşam
temelinin üzerine diğer işler bina edilir. Hal böyle olunca sağlığı korumak
için her çağda insanoğlu çeşitli yöntemler geliştirmiştir. Sağlığını
kaybettiğinde de her toplum yaşadığı yöreye özgü elindeki imkânlarla tedavi
yöntemleri oluşturmuştur. Teknolojik imkânların gelişmesi ve sağlık alanıyla
alakalı çalışmaların artmasıyla tıp camiasında dünya çapında bir çalışma modeli
oluştu. Artık tedaviler her ülkede çok kısa zaman da uygulanabilir hale geldi. 



Fizik tedavide
özellikle çağımızda çok önem kazandı. İnsan ömrünün uzaması, çalışma alanların
farklılaşması, teknolojik gelişmelerin hareketsiz yaşama zemin oluşturması ve
koruyucu sağlık yaklaşımlarına duyulan ihtiyaç gibi sebepler bireylerin fizik
tedaviye olan ihtiyacını hat safhaya taşıdı. Ülkemizde de buna paralel olarak
fizik tedavi alanı özellikle son dönemde hızla gelişti. Tabi bu gelişmelere
toplumun ayak uydurması çokta kolay olmayabiliyor. Tıp camiasında bile bilimsel
gelişmelerle tedavi şekillerinde değişimler dönüşümler olurken, eskiden bilinen
doğruların sonradan yanlış olduğunu kabul etmek toplum için zor olabiliyor. Sağlığı
ihmal ise ayrı bir kulvarda, her nedense ilaca olan müptelalığımız artarken
korucu sağlık yaklaşımları ve ilaç haricindeki tedavi yöntemlerine bir türlü
ısınamıyoruz. Bunun en önemli sebebini millet olarak azda olsa devamlı iş
yapmayı sevemeyişimize bağlıyorum.  Batılı bir düşünürüm biz hakkında tam da bizi
anlatan bir tanımlaması var. Diyor ki Türklere vatanınız için şu kuyuya atlayın
derseniz bir tanesi bile tereddüt etmez ama derseniz ki her gün şu kuyuya bir
taş atacaksın, birinci gün ikinci gün derken taş atmayı bıraktığını görürsünüz.
İşte bende bu huyumuzun sağlığımız söz konusu olunca da devreye girdiği
inancındayım.



Öncelikle
fizik tedavinin temel mantığı ve hastalıkların oluşum mekanizmalarında çıkan
sonuçlar koruyu yaklaşımların önemine işaret ediyor. Her insan yaşamda ayrı rol
ve ayrı bir yapıya sahiptir. Genetik kodlarında taşıdığı bazı hastalıklara
yatkınlık ve çevresel faktörler ileride karşılaşacağı hastalıkların türünü
belirler. Günümüzde en çok hastaneye başvurma ve işi aksatma sebepleri arasında
bel problemleri gelmektedir. Koruyucu yaklaşıma güzel bir örmekse; batı
toplumlarında bu ortaya konduktan sonra daha okul çağındayken bir ders olarak bel
ve boyun problemlerinden korunma yolları anlatılmaktadır. Böyle olunca
hastalığın ortaya çıkması sebep olan etmenlerden birinin önüne geçilmiş oluyor.
Bizlerde ise bu çok yaygın değil. Koruyu yaklaşımlar açısından hem sunulan
imkân hem de bu imkândan faydalanma noktasında eksiklerimiz var. Buda özellikle
karşımıza çıkan hasta profilini olumsuz etkiliyor.



Fizik
tedavilik hastalıklarda biz genelde hastalığın cerrahi seviyesine gelene kadar
ilaçla vücudumuzun alarm sistemi olan ağrıları sustururuz. Sonrasında ilaç
artık yetersiz kalınca fizik tedaviden umut bekleriz. Hâlbuki sıralama böyle
olmamalıdır. Cerrahi olma seviyesine kadar ilerlemiş bir hatalığa fizik
tedavinin yapabilecekleri sınırlıdır. Tabi cerrahi öncesi ve sonrası fizik
tedavinin yeri ve öneminden bahsetmiyorum. Bu konuda da şuan yeterli değiliz. Fizik
tedaviye gelen hasta çoğu zaman cerrahinin dahi yapılmak istenmediği seviyede
olunca alınan verimde o nispette düşük oluyor. Hastalıktan önce koruyu
yaklaşımların öğrenilmesi, hastalıkla birlikte fizik tedaviye başlanması,
ilerleyen dönemde cerrahi zorunlu hale geldiğinde ise öncesi ve sonrasında
fizik tedavinin düzenli şekilde alınması gerekir.



 Fizik tedavinin bizlerden beklentisi;
öncelikle koruyucu yaklaşımlar öğrenmemiz ve uygulamamız sonrasında vücudumuzun
alarm sistemi ağrılarımıza kulak vermemiz ve özellikle fizik tedaviye
başvurduktan sonra verilen ev ödevleri düzenli olarak yapmamızdır. Bu bedenin
nasıl belirli öğünlerde yemeye içmeye ve nefes alıp vermeye ihtiyacı varsa yaşamın
bir gereği olarak da düzenli kontrollere ve hareketlere de ihtiyacı vardır.



Sağlıklı,
mutlu ve ağrısız günler dileğimle…

Fzt. Abdullah güdendede, 









  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksaray Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.