• BIST 114.983
  • Altın 321,304
  • Dolar 6,1087
  • Euro 6,5982
  • Aksaray 5 °C
  • Konya 5 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 5 °C

düşişleri...

Ramazan TOPRAK

dinci diye suçlanan


devrik mısır cumhurbaşkanı mursi,


kendi eliyle bizzat göreve getirdiği


eşi tesettürlü genel kurmay başkanı ve


milli savunma bakanı abdülfettah el-sisi tarafından


askeri darbeyle alaşağı edildikten sonra,


geçici olarak yürürlüğe konulan


mısır anayasası'nın ilk maddesi ne mi oldu,


müslüman mursi anayasası'nın 219.maddesi iken


hristiyan mansur anayasası'nın 1.maddesi,


"hukukun kaynağı, şeriat" maddesi oldu..


buna rağmen batının,


düpedüz askeri darbeye


niye darbe demediğini açmaya çalışalım


ve dış mihraklar! kısmını açalım biraz..



dünyanın her yerinde


açık açık islâmofobi yaratanların


mısır'ın yeni anayasa'nın 1. maddesinin


"hukukun kaynağı, şeriat" olduğunu bile bile


emsali olmayan hibe yardımlarının gerekçesini


açıklanabilir, herhangi bir yere koyabildiniz mi..?


yeni anayasa'yı hazırlayanların, darbe destekçisi,


suudi destekli nur partisi(selefiler)


olduğunu söylesek anlaşılır mı..? belki kısmen..


peki, selefilerin


ihvan'dan daha katı olduklarını söylersek


konu açıklığa kavuşur mu..? sanırım eksik kalır..


demekki hiç benzemezleri bir araya getiren unsurlar ve


detayları ilk bakışta meçhul gibi görünse de


haddizâtında nedenleri! mâlum..


şimdilik.. henüz açığa kavuşmamış olsa da


güçlü bir birlikteliğin olduğu anlamı çıkmıyor mu..?


detayları görünmese bile siluet olarak


dirty alliance/kirli ittifak görünmüyor mu..?


ilk bakışta anlaşılmazmış gibi görünen


bu manzaranın tam merkezine oturan batı'nın,


boş bakışlarla durumu anlamaya çalışan islâm dünyasını


bi'güzel yönettiği apaçık ortada değil mi..?


başa çorap örmenin batıca'sı değil mi..?




mısır'daki askeri darbeye


kıvıra kıvıra darbe diyemeyenler,


darbeci yeni yönetime,


"ne iyi ettiniz de darbe yaptınız" dercesine yardım yağdırıyor..


mursi dönemindeyken


mübarek'e verdiği desteğini bile geri çeken abd,


adli mansur/darbe dönemine geçilir geçilmez


3 yıl önce vaadedip yerine getirmediği


1.3 milyar dolarlık 4 adet f-16 savaş uçağı yanısıra


mısır kıyılarında konuşlandıracağı 3 adet savaş gemisiyle


"muhtemel bir çatışma(..!) durumunda


mısır kara birliklerine destek vereceğini" açıkladı..


s.arabistan ve kuveyt 5'er milyar dolar olmak üzere


toplam 1
milyar dolar nakdi yardım veriyor..


birleşik arap emirlikleriyse 2 milyar dolar veriyor..


demokrasi, seçim, evrensel değerler,


temel insan hak ve özgürlükleri gibi kavramları


ortadoğu'ya getirme iddiasındaki abd ile


bu taraklarda bezi olmayan krallar ve emirler,


darbe noktasında nasıl da buluşuverdiler..!


bu kavramlarla ilişkilerinin


nerede başladığı, nerede bittiğine dair


sözlerini/söylemlerini bir kenara koyalım,


özlerinin/eylemlerinin hedefinin neler olduğunu..


taban tabana zıt kutuplarda olduğu zannedilenlerin


hangi eksende/ortak paydada buluştuklarını..


dinî argümanları özel çıkarlara hizmet ettirenler ile


savunduğu sözde evrensel değerleri


bir çırpıda kenara itiverenlerin,


aslında hedeflerinin mısır halkı olmadığını..


mısır'da başlatılan hamlenin domino etkisi yaratarak


saltanatlarını/sömürü düzenlerini etkileme korkusu olduğunu..


bilmem daha açık göstermek mümkün olur muydu..?




biraz da iç mihraklara! geçelim..


mısır'daki askeri darbe için,


ezher şeyhi ahmet et-tayyip, "darbe caizdir" diye


fetva yayınlayıp darbecilerin yanında yer alırken..


meşhur âlim yusuf el-kardavi, "darbe caiz değildir" diye


fetva yayınlayıp darbecilerin karşısında yer aldı..


şimdi..


ortaya çıkan manzarayı okuyalım:


aynı konuda birbiriyle çatışan iki doğru olamayacağına göre..


birileri kendi toplumlarına büyük yalan söylüyor..


diğer ifadeyle geriye tek doğru kalıyor.. o da,


dinin, siyasi emellere âlet edildiği gerçeği..


gerçekte ortada dinî bir sorun yok,


dini kullananlar sorunu var..


son yüzyılda özellikle de son yıllarda


islâm dünyasının içine düştüğü temel sorun bu..


her ikisi de,


dediklerini doğru kabul edenleri,


birbirleriyle ölümüne çatıştırdıklarına göre,


"darbe caizdir" diyen ezher şeyhi et-tayyip'in


şimdilik 84 müslümanın katledilmesi,


3

'den fazlasının yaralanmasının vebâlini taşırken


bir açıklama bile yapmaması düşündürücü değil mi..?


sonuçlarının kimlere yaradığı ortada iken,


din âlimliği ve fetvâ müessesesini kullanarak


. din âlimliği müessesesine büyük zarar verdiler..


. din nasıl siyasete nasıl bulaştırılır'ın örneği oldular..


. din siyasete bulaştırılırsa


ne tür felaketlere sebep olunacağını gösterdiler..


. din ve devlet işleri konusunda olur olmaz laflar edenlerin


gelebilecekleri son noktadaki açmazlarını gösterdiler..


. dini siyasete âlet edenlerin aslında kendilerinin


kimlerin âleti olduklarını göremediler ama gösterdiler..


*


bâdireyi atlatma konusunda aslî görevi olanlar mı..?


dışişlerini devreye sokmaları gerekirken


düşişlerine daldılar, darbeyi göremediler..!




E-Posta:
72c6>ramazantoprak19@gmail.com

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksaray Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.