• BIST 100.237
  • Altın 280,080
  • Dolar 5,7344
  • Euro 6,3129
  • Aksaray 16 °C
  • Konya 16 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 14 °C

DÜNDEN NE KALDI

Gökten ÖZTÜRK

 


    


ff> 



ff>Yarın Arefe Günü Mübarek Ramazanı Şerifin son günü pazar günü inşallah bayram yapacağız.Müminin üç bayramı vardır.Birinci Bayramı Ramazan  ve Kurban Bayramı İkincisi Cuma Gününün bayramı Üçüncüsü Cennetle Müjdelendiği günün bayramı.





ff>  Biz herşeye hazırlıklıyız da Bayramlara hazır mıyız Bayramı hangi ölçülerde hak ettik yoksa tutmuş olduğumuz oruçlar kıldığımız namazlar suratımıza mı çarpılacak.Ramazan gecelerinde dört dörtlük müslüman olmaya özen gösterip Ramazan-ı Şerif bitince Şeytanla tekrar dost olmak mı? Ey nefsim sana soruyorum kabire  ateş mi götürmek istiyorsun yoksa gülistan mı istiyorsun.Ruhum gülistanı seçerken nefsim ateşle mi karar kılıyor yoksa neuzu billah.





ff>    Ramazan-ı Şerifin başında Hizmet Nimettir dedim özellikle 1
-15 gün yazıyı kaldırmadım bundan ne anladık.Belediye Başkanımız idareciler toplum ne anladı.Nefsine hizmet mi nimet yoksa ümmeti muhammede mi hizmet nimet?..Ümmeti Muhammede hizmet eden kazandı sabrını koyan kazandı bu ister belediyecisiydi ister idareciydi...





ff>  Aksaray Halkının bazı kesimleri için  Belediye  Başkanının yapmış olduğu güzel bir hizmeti yazarsan adın yağcıya çıkar ;eleştirirsen bazı kesimlerce kinle nefretle anılırsın yazımın başlığında soruyorum işte Dünden Ne Kaldı ?





ff>    Hizmetlerimiz mi hezimetlerimiz mi ikisinin yazımında sadece 2 harfin yeri değişiyor ve anlamları odukça farklı.Evet yarın arefe ertesi gün bayram ne kazandık ne kaybettik.Sorguladık mı kendimizi olduk mu kendimizin  savcısı





ff>   Bugün acımasızca yazıyorum değil mi?İşte nefisler kabul etmiyor nefis övülmeyi istiyor yerilmeyi istemiyor.Dün gece internet başındayken face de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Sevdalılaın sayfasına bakarken bnir hatıra ile karşılaştım  gözyaşları içerisinde okudum şimdi bu yazdıklarıma da yağcı diyeceksiniz ama önemli değil.Bazı kesimler Sayın Erdoğan'a kızsada ben Seviyorum arkadaş hatta Allah rızası için seviyorum Recep Tayyip Erdoğan'ı nasıl olsa yazdıklarımdan haberi olmayacağı için rahat bir şekilde yazıyorum





ff>   Buyrun yazı şöyle aynen aktarıyorum :





ff>Mehmet Nuri Yazıcı anlatıyor:





ff> 





ff>̶
;Bir Ramazan’da Başkan’la (o dönemde Tayip Erdoğan İ.B.Başkanıdır) birlikte iftar için Kağıthane’de bir eve gittik. Ev dediysem, yanlış anlaşılmasın,tamamı üç beş metrekarelik derme çatma bir kulübe. Top atılmak üzereyken biz içeri girdik.





ff> 





ff>Girdiğimiz yer, toprak zeminli, avuç içi kadar bir oda. Duvarda, üstünde birkaç melamin tabak bulunan tahta bir raf, onun altında bir musluk,musluğun altında da bir leğen var;burası evin mutfağı oluyor. Yere bir kilim sermişler, herkes onun üstünde oturuyor. Ortalarında, bir alüminyum tepsi duruyor;suda haşladıkları bir çeşit otu tepsinin içine yaymışlar, kenarlarına da sanırım otun suyuyla yumuşaması için kuru ekmek parçaları dizmişler; top patlasın da iftarımızı açalım diye bekliyorlar.





ff> 





ff>Dört kişilik bir aile; 4
yaşlarında bir ana,45 yaşlarında felçli bir baba ve biri 12, diğeri 5 yaşında iki çocuk.Ailenin tamamı oruçlu.





ff> 





ff>Tayip Bey, ayakkabılarını çıkarıp doğruca sofraya yöneldi.Ev sahibi adam, Tayip Bey’i birden karşısında görünce ağlamaya başlamasın mı ? Hıçkıra hıçkıra ağlıyor





ff> 





ff>Tayip Bey, adamı sakinleştirmeye çalışıyor; ‘Misafiriz size iftara geldik;biraz yer açta oturalım’ diyor, hafifçe omzuna dokunarak. Ne var ki adam bir türlü durulmuyor; sayıklar gibi, ̶
;Tayip Bey, Tayip Bey” diye diye ağlıyor





ff> 





ff>Bu arada Tayip Bey,sofrada kendine bir yer açıp oturmuştu. Benim ayakta öylece dikilip kaldığımı görünce, ‘Gelsene’ dedi, ‘Niye ayaktasın hala ?’





ff>‘Reis yer yok, nereye geleyim?’ dedim; ve can havliyle dışarı zor attım kendimi.





ff> 





ff>Gördüğüm yoksulluk karşısında şok olmuştum.Öyle sarsılmıştım ki, her an olduğum yere yıklıp kalabilirdim.Korumadan su isteyip orucumu açtım.





ff> 





ff>Bulunduğumuz yerin yakınlarında salaş bir lokanta bulup,bir çorba içtim. Başka zaman,başıma silah dayasalar, ne o lokantaya giderim, ne de o çorbayı içerim. Fakar, o yoksulluğu gördükten sonra,orada içtiğim çorba, hayatımda içtiğim en lezzetli çorba gibi gelmişti bana.





ff> 





ff>Eve geri döndüğümde, Başkan hala sofradaydı. Elindeki kuru ekmek parçasıyla tepsinin kenarında kalan otları da sıyırıp yedikten sonra ‘elinize sağlık’deyip sofradan kalktı. Arabanın bagajındaki gıda paketlerini, ve diğer yardımlarımızı evin hanımına teslim edip ayrıldık.





ff> 





ff>Yolda, Tayip Bey ‘ Hayırdır, n’oldu,fenalaştın galiba?’ diye sorunca, ‘ Ya, Reis’ dedim, ‘Ben yoksulluk gördüm ama;yemin ediyorum, böylesini görmedim.’





ff> 





ff>Sonra da bir tekifte bulundum kendisine:’Bu geleneği değiştirelim’ dedim evlere gitmek yerine, yardımlarımızı gönderelim sorumluluğumuzui bu şekilde yerine getirelim.’





ff> 





ff>‘Olmaz! dedi Reis; ve sebebini de izah etti: ‘Benim arkadaki küçük çalışma odamı biliyorsun’ dedi, ‘Orada bazı evrakları imzalıyorum; ne kadar büyük paraların altına imza attığımı bir düşünsene! Paranın yüzü sıcak; eğer o insanların yoksulluğunu görmezsek, nefsimizi nasıl ıslah ederiz, nasıl korunuruz haram lokmanın baştan çıkarıcı cazibesinden? O paranın sıcaklığı,boş bulunduğumuz bir anı kollayıp bizi de ısıtmaz mı ?





ff> 





ff> 





ff>Bunları duyunca,Tayip Bey’e hak verdim; ‘ Tamam Başkan’ım’ dedim. ‘Ben işin bu tarafını düşünmemiştim, siz haklısınız̷
;’

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksaray Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.