• BIST 100.237
  • Altın 280,080
  • Dolar 5,7344
  • Euro 6,3129
  • Aksaray 9 °C
  • Konya 8 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 7 °C

Canıma Dokun

Pınar DEMİR

İlkokul ikinci sınıftaydım. Subay traşı kesilmiş saçlarım,  bulaşık bezi kadar boyum ve upuzun üniformamla ayaklarımı dahi göremediğim bir günün sabahı kütüphane kolu yaptılar beni.  Pınar, tahtaya çık adını yaz deseler utanır, eteğime basarım da düşerim diye korkardım üstelik. Kitapların listesini çıkaracak, sonra onları sıraya dizecek, okumak isteyenlere ödünç kitaplar verip, geri  alacaktım  ve  belliydi, edebiyatı ben bekleyecektim

Elime  ilk  geçen  Kemalettin  Tuğcu kitabıydı   ve  beşinci  sayfasında  ilk  satılarda   ‘ Bitlenmek, anasızlığın  işaretidir, vatansızlık daha  da  zordur ‘yazıyordu. Kısacık kesilen bir saçın  öyküsünü  anlatmış, yüreğime  dokunmuştu. Muzaffer İzgü ile tanıştığım gün  bir  dişimi  daha  kaybetmiş  her  şeye  Zıkkımın  Kökü  demeye  başlamıştım.  Kitaplarındaki  çoğu karakter  köylü kurnazı, kısa yoldan gelen  her şeye  amin  diyen  ama  iyi  yürekli insanlardı Demokrasimiz  kaç para  ederdi bilmiyorum  ama, bir  Halide  Edip  kitabını  bekledim  günlerce çöp kutusunun başında.  Ortasında  bir  sayfada 

-İngiliz  kanıyla  Türk  kanı  bir  mi Madam?

-Mikroskop  altında  İngiliz  kanını  görmedim.Rengi bizim kadar kırmızı mı yoksa  mavi mi  bilmiyorum .Fakat  Türk  kanı  ,ateş gibi  kırmızı  ve  sıcaktır  yazıyordu.   O satırlarla  birlikte    sekiz  yaşımda tüylerimin  ürpermesini  neye borçluyum,hala  bilmiyorum.  Okul yolunda Ülker  ile  Türkerin maceralarını  okumaya  başladığımda  Eski  Evin Kiracılarını yeni bitirmiş  ,Tom  Sawyer  ve Maceralarını  koklamıştım. Pal  Sokağı  Çocukları  ,kitap kahramanı  Nemecsek    kitap  sonunda  ölmüş   ama      ben  ve  dokuz  yaşıma  girmiştim .   Güllerle  konuşabileceğimi  Küçük  Prensten  öğrenmiş Büyükler  sayılardan  hoşlanırlar.Onlara yeni  bir  dostunuzdan  söz açtınız mı   Hiç bir  zaman  Sesi  nasıl ? Hangi  oyunu  sever ? Kelebek  toplar mı?  diye  sormazlar  Kaç  yaşındandır ? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası  kaç para  kazanır? Diye  sorarla Ancak  o zaman tanıdıklarını  sanırlar  onu .Büyüklere  Pembe kiremitten bir  ev gördüm ,pencerelerinde  sardunyalar,  damında  güvercinler vardı  derseniz ,o  evi  bir  türlü gözlerinin  önüne getiremezler .Onlara Yüz bin franklık  bir  ev gördüm  demeniz gerek. O  zaman  Aman ne güzel diye bağırırlar ,satırlarında hayal kurmanın  ne kadar  kıymetli  olduğunu  hani  büyüklerle  de çok içli  dışlı olmamam  gerektiğini  anlamış,çocuk  kalpli  kalmaya  karar  vermiştim. Çöp kutusu  başında  beklediğim  günlerden birinde  kütüphane kolunun  hiç  kütüphane  görmediğini   fark eden öğretmenim, ben ve benim gibi  bulaşık bezi  ebatlarında  bir  kaç   kısa  saç,çok hayalliyi  kütüphaneye  götürdü.  Taş binayı,yerdeki  yeşil  halıyı,küf  kokusu  ile  kitap kokusu  karışık  ,çok gölgeli  ,kocaman  salonu  hiç unutmam.  Günün  ödevi  orada görülen her şeyi  ama  her şeyi  sormak, gün  sonunda  ise  tüm bunları  birkaç  sayfaya  sığdırıp yazmaktı. O kadar  çok kitabı bir  arada  görmek  çokomeli yolda bulmak  gibi bir şeydi.Her şeyi  ama her şeyi  sordum ,hatta  sadece  ben  sordum  ,o  boya  Allah nasıl bir  çene vermişti ,ocaklardan ırak.Kütüphane  gezisinden  iki  sayfa  kadar   yazı yazabilmişken öğretmenim .Pınar  ,tahtaya  gel  demişti.  Ne yazdım nasıl ballandıra  ballandıra  anlattım  hatırlamıyorum  ancak  öğretmenimin yüzündeki  ifade  Neşeli  Günler  filminin  47.dakika  48.  saniyesi Adile  Naşit  travmasıydı .Sırtımı  sıvazlamış,kısacık  saçlarımı okşamış ,  beş  santimlik  elimi  havaya  kaldırmış  ve  İşte  geleceğin yazarı  demişti. Şimdi  ben üçüncü  kitabı,  ikinci romanı için  kalp  ağrısı  çeken,    çocuklar için masallar yazmaya  çalışan bir  yazarım.  Sevgili  Öğretmenim  o gün benim canıma  dokunmuş ve bana  kendi  yolumu  çizmem için  yol  göstermişti

Geçenlerde mülakat  adı  altında  kız kardeşime  sence  öğretmenlik  nedir  diye  sormuşlar, o  da  öğretmenlik  CANA  DOKUNMAKTIR  demişti  de  soruyu  soran  itiraz  etmişti. Hiç  bir  tez, hiçbir  öğreti  bu gerçeği  değiştiremez. Öğretmenlik  cana  dokunmaktır.

Canınıza dokunması  dileğiyle

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksaray Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.