• BIST 110.418
  • Altın 328,704
  • Dolar 6,1779
  • Euro 6,7870
  • Aksaray 7 °C
  • Konya 5 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 9 °C

Başarıya ulaşmanın yolu

Hacı Ahmet Ünlü

Başarıya ulaşmanın yolu, başarıya ulaşmış insanları taklit etmekten geçer. Bu, insanlığın kollektif akıl, tarihi tecrübeyle vardıkları bir hakikattir. Kendinden önce var olan tüm hayırları kendinde toplayan ve kemale erdiren İslam da bu hakikate işaret etmiştir. İslam'ın en açık ve dikkat çekilen kavramlarından biri ‘İttiba' kavramıdır. En açık ve bariz yasaklarından biri de ‘İbtida' kavramıdır. Toplumlar dünya ve ahiret saadetini, İslam'ın model olarak ortaya koyduklarına tabi olarak elde edecek, iki dünyanın hüsranı ise, bu modelleri bırakıp yeni modeller üretmek ve onlara tabi olmakla ‘bidat' ortaya çıkacaktır.

Muhakkak sizin için ALLAH Rasûlü'nde güzel örneklik vardır.
(33/Ahzap Suresi Ayet 21)
İslam'ı ilk önce kabul eden muhacirler ve ensar ve onlara ihsan üzere tabi olanlar var ya, ALLAH onlardan razı olmuş, onlar da ALLAH 'tan razı olmuşlardır. ALLAH onlara içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.
(9/Tevbe Suresi Ayet 100)
İki ayette gayet açıktır. Ahiret yurduna ALLAH 'ın subhanehu ve teâlâ rızasına ve altından ırmaklar akan cennetlere tabi olanların yolu çizilmiştir. Onlar Allah Rasûlü'nü sallallahu aleyhi ve sellem ve ona arkadaşlık eden sahabeyi örnek alacak ve onlara ihsan üzere tabi olacaklardır. Hatta bu o kadar önemli bir meseledir ki, amellerin kabul şartıdır. Bir insan yaptığı amellerin kabul olmasını istiyorsa önce niyetini ıslah edecek sonra amelini, model ve üsve-i hasene olana benzetecektir. Aksi halde yaptıkları salih amel değil, ateşe yaslanacak yorgunluk olarak isimlendirilir.
Kimin yaptığı amel bizim yaptığımız üzere değilse o merduttur (reddedilmiş, kabul edilmemiştir)
(Buhari) hadis-i şerifi 
Hadisi bu hakikati anlatır. 

Bugün herkes çözüm arayışındadır. Oysa bu arayış başlangıç itibari ile anlamsızdır. Çünkü çözüm alemlerin Rabbi olan Allah subhanehu ve teâlâ tarafından konmuştur ve hiçbir kapalılık söz konusu değildir. Bir toplumun ihya ve inşası, ancak belli bir yol izleyip, ihya ve inşa olmuşlara tabi olmaktan geçer. 

Bu arayışın temeli ‘Neyi örnek almalı?Hangi metodla ihya olmalıyız?' şeklinde olmamalıdır. Çünkü bu söz götürmeyecek kadar açıktır. Asıl sorun Acaba bu örnekliği günlük hayatımıza nasıl aktarmalıyız?' şeklinde olmalıdır.

İmam Malik rahimehullah
Bu ümmetin sonu ancak başının ıslah olduğu şeyle ıslah olur. O gün din olmayan bugün de din değildir.' diyordu.
Bize düşen, kaynaklar üzerinde laf kalabalığı yapmak değildir. Çünkü ma'lumun i'lamıdır. 

Asıl vazifemiz o modelleri ihya etmek ve onlar gibi yaşanabileceğini göstermektir. İnsanlığı bunalımdan kurtaracak yol da budur ‘Örnekleri güncellemek' ve hayatın içinde yaşanılırlığını ortaya koymaktır

Bugün en zorlu ve önemli vazife birilerinin insanlığa pratik ve hal diliyle problemin aslını göstermesidir. 

Mesele modelin ne olduğu değildir, mesele modelin güncellenmesi yani yaşanılan hayata uyarlanmasıdır. Bu meseleyi bazı misallerle aydınlatmak daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
Bugün Müslüman bir bayan Hatice radıyallahu anha annemizin hayatını öğreniyor. Bu bacımızın Hatice radıyallahu anha annemizi örnek alması için, uzlete çekilmiş, korkarak eve gelen ve ‘Beni örtün' diye titreyen bir kocaya, onun da ‘Hayır, vallahi' diye başlayan bir cümle kurmasına gerek yoktur. Hatice radıyallahu anha annemizi örnek almak için bu olayların yaşanmasını beklemek, onu sözde model kabul edip, özde yüz çevirmektir.
Bugün bir kadının eşine ‘ALLAH (CC) seninle olsun, hiçbir şeye ihtiyacımız yok, sen bizi düşünme, Müslümanlar içinde sana ne düşüyorsa onu yap. Ben bu evin bekçisi olur geride kalanları muhafaza ederim.' demesi, Hatice radıyallahu anha modelini ihya etmektir.

Eşinden sürekli isteklerde bulunup, onu dünyaya sevk eden, korku ve endişeler üretip, onu İslamî çalışmalardan alıkoyan bir kadın, Hatice radıyallahu anha annemizi gözleri yaşlı dinlese de, bu ona fayda vermeyecek, bilakis vebal olacaktır.

Eğer bir bacımız cennet saadetini istiyorsa yol bellidir. Rıza-ı ilahi ve cennet, bu öncülere tabi olmakla elde edilebilir. Onları model olarak ihya etmeli, yaşadığı hayata uyarlamalıdır.
Bir genç kardeşimiz Mus'ab'ın radıyallahu anh hayatını öğrenince duygulanabilir veya Usame bin Zeyd'in radıyallahu anh henüz 18 yaşında sahabeye komutan seçilmesi onu heyecandırabilir. İbni Abbas ve İbni Ömer daha çocuk denecek yaşta fakihleşmeleri ve büyük sahabelerin onlara soru sormaları ilim aşkı uyandırabilir.
Bu duygular olması gereken duygulardır ancak hayata uyarlanıp güncellenmeden hiçbir anlam ifade etmez. Günümüzdekilerin bu örnekleri bilmemesi ancak ALLAH'ın rahmet ettikleri müstesna- böyle gençlerin azlığı bundandır.

Bir gencin Mus'ab olması için zengin bir anne dolaplar dolusu elbise, Medine'ye görevli yollanmaya ihtiyacı yoktur. Bir genç evlilik ve iş hayallerini bir kenara bırakıp ALLAH'a subhanehu ve teâlâ dönmekle çağın Mus'ab'ıdır. Emir sahiplerinin önünde diz çöken ve ALLAH yolunda her işe hazırım diyebilmesi onu Mus'ablaştırır. 

Diliyle ve amelleriyle olgunluğu hayata dair değil cennete dair program ve hayallerinin olması, onu ALLAH'ın subhanehu ve teâlâ razı olduğu gençlerden kılacaktır.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksaray Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.